|
IV. BÖLÜM
İSMAİL BEY GASPIRALI
"Millete
hizmet etmek istiyorsan elinden gelen işle başla."
İsmail Bey Gaspıralı, İslâm âleminin her yerinde Müslümanların
geri kalmışlığının ve içinde bulundukları benzer
problemlerin İslâm Dünyası'nın farklı bölgelerinden gelecek
temsilcilerinin oluşturacağı büyük bir "Dünya Müslümanları
Kongresi" tarafından ele alınıp değerlendirilmesi gerektiğini
düşünüyordu. Kongre Kahire'de yapılmalıydı. Onun bu tercihi
ince mülâhazalara dayanıyordu: Kahire'nin İslâm âlemindeki
itibarlı mevkiinin yanısıra, burası resmen Osmanlı İmparatorluğu'nun
bir parçası olduğundan "Dâr-ül-İslâm"dı. Bütün Mısır
eyaleti hidivlerin idaresinde geniş bir muhtariyete sahipti ve
1881'den itibaren fiilen İngiliz işgali altındaydı. Kahire'nin
bu karmaşık hukukî statüsü, burayı diğer önemli İslâm
merkezlerine nisbeten çeşitli siyasî ve fikrî hareketlerin daha
serbestçe barınabildiği bir yer haline getirmekteydi.
Doç.Dr.Hakan
KIRIMLI (Bilkent Ünivensitesi)
Kongre'nin
fiilî İngiliz hakimiyeti altındaki bir şehirde, yani onların gözü
önünde yapılması İngilizlerin huylanmasına mâni olurdu. Gaspıralı'nın
kanaatince, eğer İngiltere bu teşebbüsün gayesinin "zararsızlığından"
emin olursa, diğer büyük Avrupa devletleri de rahatsızlık
duymayacaklardı.
Her
ne kadar, genel ve Gaspıralı için özel sebeplerden dolayı Hilâfet
makamı olan İstanbul böyle bir Kongre için en tabiî yer gibi gözükse
de, herşeyden önce II. Abdülhamid rejimi bu amaç için uygun değildi.
Doç.Dr.Hakan
KIRIMLI (Bilkent Ünivensitesi)
Bir kere, Batı'da II.
Abdülhamid'in İslâmcı politikaların uygulayıcısı olarak tanınması
bu teşebbüsün Padişah tarafından manipüle edildiği intibaını
doğuracak ve Büyük Devletler'in konuya daha başından olumsuz
tavır almalarına yol açacaktı.
Gaspıralı
bu projesini gerçekleştirmek için Ekim 1907 ve Şubat 1908
tarihleri arasında tam üç kez Kırım ile Mısır arasındaki
uzun mesafeyi gidip geldi. Burada, tanınmış fikir ve siyaset
adamlarıyla, Mısır Hidiv'iyle Kongre fikrini müzakere etti ve
tanıtıcı konferanslar verdi. Kongre için bir hazırlık komitesi
kurulduğu gibi Kongre Nizamnamesi de yayınlandı. İsmail Gaspıralı
genel fikirlerini ve Kongre düşüncelerini anlatmak maksadıyla
Kahire'de En-Nahza adında
Arapça bir gazete dahi çıkardı.
Mısır'daki
çeşitli Müslüman fikrî ve siyasî gruplarının şevkle Kongre
çalışmalarına katılmalarına rağmen, bir süre sonra teşebbüs
her biri bu işi sahiplenmek isteyen söz konusu grupların çekişmesine
dönüştü., ilk heyecan ve idealizm git gide kayboldu. Kongre'nin
toplanma tarihi sürekli ertelendi ve bir süre sonra tamamen
unutuldu.. İsmail Bey Gaspıralı'nın bu teşebbüsü neticede başarısız
kalması ile birlikte, Dünya Müslüman aydınlarını bir araya
getirmeyi hedefleyen ilk somut ve sivil teşebbüs olarak tarihe geçti.
Prof.Dr.
Yavuz Akpınar (Ege Üniversitesi)
İsmail
Bey'in sanıyorum biraz gözden kaçan tarafı da arşiv
meselesidir. Tercüman gazetesi dikkatli okunduğu zaman onun Türkiye'de,
İran'da, Mısır'da, Türkiye'den ayrıldıktan sonra Bulgaristan Türklerinin
Müslümanlarının çıkartttığı yayınları çok dikkatli
bir şekilde takip ettiğini görüyoruz....
...Acaba
Gaspıralı'ya gelen o gazete, dergi koleksiyonları ne oldu? Çünkü
bunları büyük bir titizlikle arşivlediği anlaşılıyor Tercüman
gazetesinde
Gaspıralı'nın,
reformlarını İslâm dünyasının Türk olmayan kesimine
"ihrac etmek" yönünde son bir teşebbüsü daha oldu.
1912'ye doğru, "Usûl-u Cedîd"i dünya yüzünde en
fazla Müslüman nüfusa sahip ülke olan Hindistan'a tanıtmaya ve
orada benimsetmeye karar verdi. Gaspıralı bu amaçla Şubat
1912'de Bombay'a gitti. Bombay'da mahallî Müslüman teşkilatlarıyla
işbirliği içinde bir "Usûl-ü Cedîd" mektebi açarak,
burada meşhur "40 günde okuma-yazma öğretme" sloganını
başarıyla uyguladı.
Prof.Dr.Nadir
DEVLET Yeditepe Ünivesitesi
...Ve
kendi metoduyla Urduca eğitim başlatmıştır.Yani bir insanda bu
kadar çok yön bulunması aslında her aydına nasip olacak birşey
değildir.
II.
Meşrutiyet'in ilânından sonra İstanbul'un biraz daha özgürleşen
ortamı, Gaspıralı'nın burada aktif faaliyetlere girişmesini mümkün
kılmıştır. O, bu yeni şartları Türk milliyetçiliği ve
reform fikirlerinin yayılabilmesi için uygun görüyordu. Rusya Türklerinin
bu büyük fikir adamı Türkiye'de aydın çevreler tarafından
gayet iyi tanınmakta ve kendisine derin saygı duyulmaktaydı. Ayrıca,
1908 sonrasında Türkiye'de şekillenmeye başlayan "İslâmcılık",
"Batıcılık" ve "Türkçülük" gibi farklı
fikrî akımların hemen hepsi değişik açılardan da olsa, Gaspıralı'da
kendilerine uygun noktalar bulabiliyorlardı.
Bu dönemde Osmanlı münevver çevreleriyle ilişkileri çok
yoğunlaşan Gaspıralı, çeşitli İstanbul dergilerine de
makaleler yazıyordu.
Prof.Dr.Halil İNALCIK
(Bilkent Üniversitesi)
Türk Dünyası'nın
kurtuluş yolunu modernizasyonda , modern ilmin ve teknolojisinin alınmasında
bulan büyük mütefekkir, büyük Türk lideri olarak İsmail Gaspıralı'yı
görüyorum. Türkçülük zaten onun Tercüman gazetesiyle İstanbul'da,
onun telkinleriyle başlamıştır.
1908'de kurulan "Türk Derneği"nin kurucu üyelerinden
biri oydu. 1911'de Yusuf Akçura öncülüğünde kurulan "Türk
Yurdu Cemiyeti" ve onun yayın organı olan Türk
Yurdu dergisi üzerinde de Gaspıralı'nın büyük etkisi olmuştur.
O zamanki bu fikrî oluşumların sonraki cumhuriyet döneminin düşünce
yapısının teşekkülünde de büyük rolü olduğunu burada
belirtmek gerekir.
Prof.Dr.Yavuz
AKPINAR (Ege Üniversitesi)
Her
konuda aşağı yukarı modernleşmenin ortaya çıkardığı her
konuda çok dikkatli söylenmiş fikirleri var ve ben bu fikirlerin
günümüzde de değer taşıdığına inanıyorum.
Onun
için Gaspıralı külliyatı neşredilirse Türk dünyası Gaspıralı'yı
yeniden keşfedecek ve onun üzerine düşünmeye başlayacak ve ben
bu fikirlerin toplumda çok derin yankılar uyandıracağına ve Türk
Dünyasında yeni yeni oluşmaya başlayan siyasi partilerde de
ideoloji için bir zemin teşkil edeceğine kesinlikle inanıyorum.
Ancak
yıllardır durdurak vermeden yürüttüğü yoğun faaliyetler Gaspıralı'yı
çok yormuş, sağlığını bozmuştu. 1914 sonbaharına hasta
giren İsmail Bey Gaspıralı, kafasında halen yapmak istediği
onlarca fikri daha gerçekleştiremeden 24 Eylül 1914'de Bahçesaray'da
öldü.
Cenazesinin
defnedilmesine Rusya İmparatorluğu'nun her tarafından gelen
binlerce seveni katıldı.
6,000'i
aşkın insanın bulunduğu büyük bir törenle Bahçesaray'ın
Salaçık bölgesinde Kırım Hanlığı'nın kurucusu I. Hacı
Geray Han'ın türbesi ve tarihi Zincirli Medrese'nin yakınında
toprağa verildi.
Ölümü
bütün Türk dünyasında büyük üzüntü doğurdu. Gerek
Rusya'da, gerekse Türkiye'de basın aylarca onun hizmetlerini
hayranlıkla anlatan yazılar yayınladı.
Daha
hayattayken değerinin anlaşılması onun için büyük bahtiyarlıktı.
Yrd.Doç.Dr.
İsmail Türkoğlu ( Marmara Üniversitesi)
Gerçekten
de Gaspıralı bahtiyardır. Çünkü yaşadığı dönemde kıymeti
bilinen bir aydınlardan birisidir. Rusya müslümanları Tercüman'ın
25. yıl kutlamaları ki Bahçesaray'da yapıldı bu
kutlamalar.. her taraftan Gaspıralı'ya hediyeler yağıyor. İran
şahı hediyeler gönderiyor, Buhara emiri hediyeler gönderiyor, İdil-Ural
bölgesinde pek çok okula Gaspıralı'nın ismi veriliyor. Onun anısına
kitaplar çıkartıyorlar. Bunlar Gaspıralı'nın yaşadığı dönemde
oluyor. Yani Gaspıralı'nın yaşadığı dönemde Çarlık Rusya'sındaki müslümanlar
onun kıymetini çok iyi biliyorlardı ve ondan her zaman hürmetle
bahsediyorlardı
Başyazarlığını Hasan Sabri Ayvazov'a vasiyet ettiği Tercüman
ise Gaspıralı'nın ölümünden beş yıl sonrasına kadar yayınlanmaya
devam etti.
Prof.Dr.Turgut
TEBERDAR (Abdurrahman Hüsnü'nün oğlu)
Babam
gayet güzel bir şekilde, kendisinin yazısı olması bakımından,
hattat olması bakımından aynı zamanda ressam olması bakımından
hem gazetenin çizilmesi lazım gelen resimlerini çizer hem yazı
başlıklarını yazar. Bazı kısımlar hurufatla basıldığı
gibi, bazı kısımlarda doğrudan doğruya kamış kalemle yazılır.
O taş basması dediğimiz özel bir basma sistemiyle gazeteye geçirilirdi.
Babam böylece kendisinin yanında uzun boylu kaldı ve ondan çok
şeyler öğrendi. Gaspıralı cidden fevkalade bir insan idi.
Gaspıralı'nın
mezarı uzun süre Kırım Tatarları tarafından saygı ile ziyaret
edildiyse de, 1944'de Kırım Tatarlarının topyekûn vatanlarından
sürülmelerinden sonra, sayısız Türk eserleri gibi tamamen
ortadan kaldırıldı. 1990'da Kırım'a dönen Kırım Tatarları
tarafından Gaspıralı'nın tahminî mezar yeri yeniden çevrelenerek
buraya bir anıt dikildi. Tarihi Zincirli Medrese ise Sovyet döneminde
tımarhane yapılmıştı ve harap vaziyetteydi. Kırım Türkleri
uzun mücadelelerden sonra burayı boşalttırmayı ve Gaspıralı'nın
mezar yerini düzenlemeyi başardılar. Tarihi Zincirli Medrese ve
yanında Gaspıralı'nın Usul'ü Cedid okulunu açtığı binanın
da tekrar eğitim yuvası olması için girişimlerini sürdürmekteler.
Gaspıralı
İsmail Bey'in yürüttüğü çalışmalarında en büyük destekçilerinden
birisi de 1880 lerin başında evlendiği ikinci eşi Zühre Akçurin'di.
İsmail
Bey Gaspıralı'nın çocukları da babalarının fikirlerinin ve mücadelesinin
takipçisi olmuşlardır. Zühre hanımdan olan ilk oğlu 1884 doğumlu
Refat ise babasının
ölümünden sonra Tercüman Gazetesi'nin sahipliğini üstlenmişti.
Hem
Kırım Tatar hem de Türk Dünyası'nda kadın hareketinin öncülerinden
olan kızı Şefika Gaspıralı ise Azerbaycan'ın ilk başbakanlarından
olan Nesip Yusufbeyli ile evlendi.
Hayatı
boyunca babasının fikirlerini ve faaliyetlerini devam ettirmeye çalışmış, babasından aldığı feyizle
Kırım Milli Hareketinin ön saflarında yer almıştı.1975 yılında
İstanbul'da vefat etti.
Haydar Ali, Cevdet Mansur ve Behiye diğer çocuklarıydı.
İlk eşi Zehra hanımdan doğan
Hatice adlı bir kızı daha vardı
Bolşevik
ihtilalinden sonra bir süre daha İsmail Bey Gaspıralının
fikirleri, faaliyetleri ve mücadelesi Kırım'daki okullarda anlatılsa da Stalin'in iktidara gelmesinden sonra
Kırım'da ve diğer Türk bölgelerinde onun adı tamamen
yasaklandı. Ancak tüm bu yasaklamalara rağmen onun başlattığı
bu fikir akımı Rusya Müslümanları ve Türk Dünyası içinde
yok edilemedi.
"Dilde,
Fikirde, İşte Birlik" şiarıyla özetlenen fikirleri ve idealleri küllerin arasından yeni bir güçle
çıktı ve Türk Dünyası içinde birliğin sembolü haline geldi.
Prof.Dr.Mirkasım Osmanov (Kazan
Üniversitesi)
İsmail Gaspıralı'nın faaliyetleri, hizmetleri ve mirası
hakkında iyi sözler söylemek zor oldu. Ama açık söyleyeyim;
bizim Kazan'da mesela İsmail Gaspıralı'nın bu isim unutulmadı.
Ama onu övmek, onu takdir etmek mümkün olmadı. Bu vaziyet şimdi komünistlerin
hüküm sürdüğü Çin'de devam etmektedir. Mesela maarif tarihi Uygur halkının maarif
tarihi hakkında yazılan kitaplarda İsmail Gaspıralı'nın ismi
hiç yoktur. Sanki İsmail Gaspıralı denilen bir adam tarihte hiç olmamış gibiBu dürüst münasebet
değil. Ama Rusya'da, SSCB'de prestroyka başladıktan sonra SSCB yıkıldıktan
sonra İsmail Gaspıralı hakkında dürüst fikirler söylenmeye başlandı.
Prof.Dr.Ravil Ötebay KERİMİ
(UFA İlimler Akademisi)
İsmail bey Gaspıralı'nın tesiri Türki halklar arasında
sonsuzdur.Anlatmakla bitmez. Ama 1930'lu yıllarda onun ismi bize
onun ismi tamamıylaunutturulmaya
çalışıldı.
Ben İsmail Gaspıralı'nın
hayatıma girmesine balalıktan bahtiyar oldum. Niçin diye söylerseniz,
benim okuduğum Kazan şehrinin 12 nolu Tatar orta mektebi o vakitte İ.Gaspıralı ismini yürüttü.
Biz mektebe ilk ayak bastığımızda İsmail bey Gaspıralı hakkında iyi ve kapsamlı dersler
dinleyip, büyüdük.
Mustafa
KIRIMOGLU (Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı)
1991'de Taşkent'te bu Ali Şir
Nevai kütüphanesi vardı.Orada kütüphanede bu gazetelere baktım
eski gazetelere. Tesadüf olarak orada bir kart gördüm Tercüman
gazetesi Bahçesaray'da çıkmış ve aldım o gazeteyi.Yarısı Rus
dilinde yarısı Arap harfi. O zaman bizim ana babalar Gülistan şehrindeydi.
O zamanlar... derler o şehre. Alıp geldiğim zaman sordum
dedim bu Tercüman gazetesi nasıl gazete. O da nereden duydun. Ben
dedim kütüphanede var. Babam o kadar heyecanlandı ki. Şu gazete
hiçbir tesir göstermiyor...Bende o zaman gizli olarak nesri koparıp
getirdim babama gösterdim sayfasını. O zaman babam anlatmıştı
bana İsmail Gaspıralı'nın kim olduğunu, bizim milletimiz için
ne kadar önemli bir insan olduğunu...
Sovyetler
Birliği'nin dağılma süreçi ile birlikte Gaspıralı adı tekrar
basında ve araştırmacıların çalışmalarında yer almaya başladı.
1991
yılında doğumunun 140. yılı nedeniyle Vatanı Kırım'da onun adına düzenlenen uluslararası
konferans tarihi bir adım oldu.
Bunu
takip eden yıllarda hızla hayatı ve fikirleri öğrenilmeye başlandı.
Kırım'da, Tataristan'da, Moskova'da Azerbaycan'da, diğer
yerlerdeki gazete ve dergilerde çıkan makaleler ve basılan
kitaplar birbirini izlemekte..
Ona
ve devrine ait eserler yeniden basılmaktadır.
Sovyetler
Birliği dışında ise geçmişte yabancı bilim adamlarının Gaspıralı İsmail Bey ve
faaliyetleri hakkında yaptığı araştırmaların, Türkiye'dekilere göre daha fazla olduğu bir gerçektir.
Türkiye'de
son yıllara kadar İsmail Gaspıralıya olan ilgi, sayıları çok
olmayan bilim adamı, araştırmacı ve idealist insanlar ile sınırlıydı.
Makaleler
bir tarafa bırakılırsa onun
hakkında yazılmış çok az sayıda kitap ve araştırma vardı.
Prof.Dr.Turan
Yazgan
(Türk Dünyası
Araştırmaları Vakfı Başkanı)
Gaspıralı'yı tanıtmak lazım. Türk münevverleri tanımıyınca
elbette basın tarihimizde de yer almaz. Oysa Türk basın
tarihi
içinde Gaspıralı ölmez değerde
yayın yapmış tek şahsiyettir. Bütün hepsi, gazetelerinin hepsi
bir belge niteliği taşıyabilir. Gaspıralınınkiler sadece belge
değil hala yol göstermeye, hala
yön vermeye devam eden bir yayındır. Biz bu yayının kıymetini
çok iyi bildiğimiz için, bildiğiniz gibi Türk Dünyası Tarih Kültür
Dergisinde her sayıda mutlak surette o gazetelerden seçilmiş en
az dört,beş sayfalık bir yayın yapıyoruz. Bu tarihi bir borç
bizim için.
Ege
Üniversitesinde beş yıldır sürdürülen çalışmalar sonucunda
İsmail Bey Gaspıralı'nın bütün eserlerinin yeniden basılması
planlanmış ve ilk iki
cilt okuyucuların hizmetine sunulmuştur.
Günümüzde
yapılan araştırmalar ve verilen eserlerle İsmail Bey Gaspıralı hakettiği
ilgiyi görmektedir. Peş peşe makaleler,araştırmalar, kitaplar
yayınlanmaktadır.
Gaspıralı
adı, geçte
olsa okullarımızdaki ders kitaplarında yerini almıştır.
Prof.Dr.Mehmet
SARAY (İstanbul Üniversitesi)
Bu ortak Türkçeyi teklif
ederler, dili ve derlerki her kardeş kavim kendi dilinde,
lehçesinde ilk öğrenimi yapacaktır.
Doç. Dr. Timur KOCAOĞLU (Koç Üniversitesi)
Gaspıralı'nın hayatında yaptığı
çok büyük hareketler var. Fakat en önemlisi bugün bizim
Gaspıralı İsmail Bey'i hatırlamamızı sağlayan bir şeyde Tercüman
Gazetesi. 1883'te başlamış. Kendisi 1914'te vefat ettiği halde
onun ekibi Tercüman Gazetesini 1918 senesine kadar,1918'de 13 sayı
çıkmıştır.1919 'a kadar sürdürmüşler. Yani 35 yıllık bir gazete.
Prof.Dr. Halil İNALCIK (Bilkent
Üniversitesi)
Ben korkuyorum önümüzdeki nesil bu yayın kanallarını
dinleyen nesil, bu dili öğrenerek , berbat grameri de Türkçeye
uymayan bu dili öğrenerek bizim
Türkçemizi unutacaklardır.Bu büyük tehlikedir.
Süleyman DEMİREL ( TC. 9.
Cumhurbaşkanı)
Dilde,fikirde,işte birlik
abide adam diyebileceğimiz Gaspıralı tarafından
tespit edilmiştir.
Özellikle
doğumunun 150. yılı olan 2001 yılında, başta Vatanı Kırım'da olmak üzere, Türkiye'de,
Tataristan'da Azerbaycan'da
Moskova'da ve başka yerlerde, uluslararası konferanslar, paneller,
toplantılar ve etkinlikler düzenlendi.
Onun
Tercüman matbaası olarak kullandığı bina, Kırım Türklerinin
18 Mayıs 1944 yılında vatanları Kırım'dan topluca sürgün edildikten sonra yerleştirilen
Rus ailelerden Türkiye'deki Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma
Derneği Genel Merkezi tarafından satın alındı. Müze olarak düzenlenmekte
olan Tercüman binası Ukrayna Cumhurbaşkanı Kuchma tarafından 2001 yılında düzenlenen bir törenle açıldı..
Prof.Dr. Kamil Nariman Velioglu
(Bakü Avrasya Araştırma
Merkezi Başkanı)
Özellikle bunu vurgulamak isterim ki
İsmail Gaspıralı bugün bizim için daha büyük ehemmiyet taşımaktadır. Çünkü
Yeni Avrasyacılık terimini başlatan kişilerden biri İsmail Bey
Gaspıralı'dır. Onun mefkure hayatında ulus ve Türk dilinin, kültürünün
ve tarihi ilişkilerinin yeni boyutlarının açıklanması ve zamanına
göre bunların uygulanması bizim için çok ehemmiyetlidir. Bunun
yanısıra , şimdi dilde, fikirde, işte birlik konseptinin
uygulanmasında çağdaş Türk dünyasının oluşmasında bizim için
pusula rolünü oynayan İsmail Gaspıralı'nın fikirleridir.
Gaspıralı,
aynı zamanda edebi sanatlara da ilgi duyan çok yönlü birisiydi. Az ama öz yazdığı şiirlerinde
vatan ve toprak sevgisini buram buram koklamak, eğitimi, öğretimi anlatan mısralarında aydınlanmaya
ve bilinçlenmeye duyduğu özlemi
hissetmek mümkündür.
İsmail
Bey Gaspıralı, "sönmüş
yürekleri nasıl yakmalı, gaflet deryasına düşmüş halkı nasıl
ayağa kaldırmalı" sorusunu sorup, "millete hizmet etmek istiyorsan elinden gelen işle başla"
diyerek giriştiği mücadelesiyle, Türk Dünyası'nda örneği çok az olan şahsiyetlerden birisidir.
Prof.Dr.Mirkasım
OSMANOV (Kazan Devlet Üniversitesi)
İsmail Gaspıralı, hem
politik, hem fikir adamı, filozof, hem de edebiyatçı., hem
pedagog, hem gazeteci,organizatör, idareci. Hepsi bir adamın yüzünde,
bir adamın elinde bir insanın ömründe olmuş. Büyük adamlar
tarihte seyrek olur. Hem İsmail Gaspıralı'da bunun gibi
seyrek büyük zatlardan biridir
Prof.Dr.Turan YAZGAN
Türk Dünyası Araştırmaları
Vakfı Başkanı
Bana göre İsmail Gaspıralı Türk
tarihinin yetiştirdiği, türk milletinin istikbalinin tespit
edilmesinde en doğru idealleri tespit etmiş olan çok büyük bir
kültür, siyaset ve fikir adamıdır. Bunu şu bakımdan bu şekilde
değerlendiriyorum. Tarihimizde türklüğü esas alan iki siyaset
adamımız vardır. Bunlardan birisi Bilge kağan, birisi mustafa
kemal Atatürk. Türklüğü istikbale dönük olarak siyasi hayatın
ideali haline getirmek bakımından çok sağlam umdelere, çok sağlam
ilkelere bağlıyan ilk türk fikir adamı bence Gaspıralı İsmail'dir.
Gaspıralı
İsmail Beyin, Çarlık Rusyası içinde baskı altında ezilen Türk
ve Müslüman halklarını bu durumdan kurtarmak için başlattığı,
uğruna ömrünü adadığı mücadelesi ve fikir hareketi bir yüzyıl
içinde geniş kitleleri etkilemiştir.
Bu
hareketin Türk Dünyasının bugününde ve geleceğinde de var
olacağı aşikardır.
Kitleleri
iyiye doğru harekete geçiren, ardında derin izler bırakan, dop
dolu geçen, örnek bir ömür anlattık sizlere. Gaspıralı'nın
dediği gibi.....
"Millete Hizmet Etmek İstiyorsan Elinden Gelen İşle Başla"....
|